Türkiye Gezisi
Türkiye Gezisi kategorisinde, Türkiye’nin benzersiz tarihini, kültürel zenginliklerini ve büyüleyici doğal güzelliklerini keşfetmek için ihtiyacınız olan tüm seyahat rehberlerine ulaşabilirsiniz. Ege’nin huzurlu kıyılarından Kapadokya’nın büyülü peri bacalarına, İstanbul’un tarihi sokaklarından Anadolu’nun saklı cennetlerine kadar Türkiye’nin her köşesini adım adım keşfetmek için en iyi ipuçlarını ve önerileri burada bulacaksınız. Seyahat planlarınızı mükemmelleştirmek ve unutulmaz bir Türkiye gezisi yaşamak için aradığınız her şey bu kategoride sizi bekliyor.
Üsküdar Meydanı’na indiğiniz an deniz sizi karşılar. Sahil kalabalığı canlıdır, ama bir köşe daha sakindir. İşte o köşede Mihrimah Sultan Camii yükselir. Halk arasında çoğu kişi buraya İskele Camii der. Çünkü kıyıya, iskelelere ve vapur seslerine çok yakındır. Bir yanda martılar döner, diğer yanda dua sesi duyulur. İçeri girince taşın...
Üsküdar sahilinde yürürken deniz bir anda yaklaşır. Tam kıyıda küçük bir cami göz kırpar. Şemsi Paşa Camii, Boğaz’ın kenarında sakin durur. Dalgalar duvara vurur, içeride sessizlik büyür. Martılar çoğu zaman kubbenin çevresinde döner. Mimar Sinan’ın en zarif kıyı işlerinden biridir. Yerel halk ona Kuşkonmaz Camii de der. Çünkü kuşlar, rivayete...
İstanbul’da bazen bir cami, sadece ibadet mekânı olmaz. Şakirin Camii, Üsküdar’ın kalbinde modern bir nefes gibi durur. Kapıya yaklaşınca taşın soğukluğu değil, ışığın sıcaklığı karşılar. Dışarıdaki gündelik koşuşturma, içeride yumuşak bir sessizliğe dönüşür. Kubbeye bakınca klasik çizgilerle çağdaş ayrıntılar birlikte görünür. Cam yüzeyler, gün ışığını zarifçe dağıtır ve mekânı aydınlatır....
Sultanahmet’te yürürken bazen bir köşe sizi aniden durdurur. III. Ahmed Çeşmesi böyle bir duraktır. Mermerin üzerindeki işçilik hemen göze çarpar. Çeşmenin önünde durunca Boğaz rüzgârını hissedersiniz. Kalabalık akarken, yapı sanki zamanı yavaşlatır. Bir yandan Topkapı kapısı yükselir, diğer yanda Ayasofya yaklaşır. İstanbul’un katmanları burada üst üste biner. Fotoğraf çekmek istersiniz,...
Kuzguncuk Sahili, İstanbul Boğazı’nın en sakin kıyılarından biri. Buraya gelince adımlarınız kendiliğinden yavaşlar. Deniz kokusu, çınar gölgeleriyle karışır. Karşınızda Avrupa Yakası, yanınızda Üsküdar’ın huzuru vardır. Martı sesleri, vapur düdüklerine ince bir eşlik eder. Banklara oturanlar uzun uzun manzaraya dalar. Yürüyenler, kıyı çizgisini takip ederek düşüncelerini toplar. Fotoğraf çekenler, her açıdan...
Üsküdar’da bazı yerler vardır, kapısından girince ses azalır. Aziz Mahmut Hüdayi Camii tam böyle bir duraktır. Sokağın kalabalığı birkaç adımda geride kalır. Avluya girince daha yavaş yürümeye başlarsınız. Havadaki tütsü kokusu değil, eski taş kokusudur. Kuş sesleri, şehrin gürültüsünü bastırır. Bir köşede türbe ziyaret edenler sessizce dua eder. Başka bir...
İstanbul’u tepeden izlemek bambaşka bir keyif. Çamlıca Tepesi bu keyfin en güçlü adresi. Şehir burada bir tablo gibi açılır. Boğaz, iki kıtayı tek bakışta birleştirir. Rüzgâr yüzünüze çarpar, ama ferahlatır. Aşağıda akan trafik bile uzaklaşır. Tepede yürürken çam kokusu eşlik eder. Bir anda fotoğraf çekme isteği artar. Sonra sadece susup...
Boğaz’ın Anadolu kıyısında, vapur düdüklerinin ve martı seslerinin birbirine karıştığı Üsküdar, İstanbul’un en köklü semtlerinden biridir. Adını Bizans dönemindeki Skutarion’dan alan bu sahil ilçesi, yüzyıllar boyunca Anadolu’dan gelen kervanların şehre açılan kapısı olmuş, bu nedenle camileri, çeşmeleri ve külliyeleriyle adeta bir açık hava müzesine dönüşmüştür. Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan zarif...
İstanbul’un siluetine yeni bir imza eklendi. Bu imza, Çamlıca Tepesi’nde yükseliyor. Daha uzaktan bile fark edilen bir heybeti var. Yaklaştıkça detayları yavaş yavaş açılıyor. Klasik cami çizgilerini taşıyor, ama tamamen bugünün diliyle konuşuyor. Avluya girdiğinizde şehir sesi geride kalıyor. Rüzgâr, tepeden gelen ferahlığı getiriyor. Kubbenin altında durunca insan ister istemez...
Euromos Harabeleri’ne giden yol, sizi kalabalıktan hızla koparır. Milas ovasında ilerlerken zeytin kokusu arabanın içine dolar. Ufukta çam çizgileri ve yumuşak tepeler görünür. Sonra taşlar başlar, hem de çok net. Bir anda, antik bir kentin kalbine yaklaşmış olursunuz. Burada gösteriş yoktur, ama etkisi büyüktür. Sütunlar arasından geçen rüzgâr, sanki eski...
Bafa Gölü Tabiat Parkı’na ilk vardığınız an, hava değişir. Sazlıkların sesi, rüzgârla birlikte göle yayılır. Ufukta Latmos Dağı, gri bir duvar gibi yükselir. Suyun üstünde kayıklar, ağır ağır süzülür. Kıyıda zeytin ağaçları, gölgeyi cömertçe dağıtır. Bir anda, Ege’nin aceleci ritmi geride kalır. Burada zaman, taş ve suyla daha yavaş akar....
Muğla’nın incisi Milas, antik çağlardan günümüze uzanan zengin tarihsel mirası, nefes kesen doğal güzellikleri ve otantik Ege yaşam kültürüyle her yıl binlerce seyahatseveri kendine çekmektedir. Karya uygarlığının başkentliğini yapmış olan bu kadim kent, sınırları içinde 27 antik kenti, onlarca koyu ve plajı, Osmanlı dönemi eserleri ile eşsiz doğal alanları barındırmaktadır....
Tlos Antik Kenti’ne giden yol, sizi önce vadinin sessizliğine bırakır. Çevredeki dağlar, sanki eski bir sahneyi korur gibi durur. Bir virajı dönünce kaya mezarları hemen kendini gösterir. Ardından akropolün yükselişi gözünüze çarpar, içiniz kıpırdar. Burada tarih, kitap sayfası gibi düz durmaz, katman katmandır. Likya, Roma ve Bizans izleri aynı taşta...
Fethiye’de bazı manzaralar uzaktan bile kalp atışını hızlandırır. Amintas Kaya mezarları işte onlardan biridir. Şehrin üst yamacında, kayalara oyulmuş dev kapılar görürsünüz. İlk bakışta bir tapınak cephesi sanabilirsiniz. Yaklaştıkça taşın üzerindeki emek daha da belirginleşir. Merdivenlere adım atınca şehir sesi yavaşça arkada kalır. Rüzgâr, çamların arasından serin bir koku taşır....
Akbük Koyu’na ilk kez gidenler genelde aynı cümleyi kurar. “Burası gerçekten Muğla mı?” derler. Çünkü koy, şehir gürültüsünü hemen unutturur. Yol bittiğinde çam kokusu başlar. Deniz rengi, bildiğiniz maviyi kıskandırır. Kıyıda gölge bulmak çoğu yerde mesele olur. Akbük’te gölge, doğanın hediyesi gibidir. Suyun sesi, kalabalık düşünceleri yavaşça susturur. Koyun sakinliği,...
Dalyan’a yaklaşırken suyun kokusu önce gelir. Sazlıkların arasından uzanan nehir, kenti yumuşatır. Bir anda motor sesi duyarsınız, sonra kürek sesi. Kıyıda küçük iskeleler, sabah telaşını saklar. Dalyan Nehri, denize acele etmeden akar. Bazen su cam gibi durur, bazen rüzgâr kıpırdatır. Karşınızda kayalıklara oyulmuş mezarlar belirir. Akşam ışığında bu siluetler, masal...
Kıdrak Tabiat Parkı, Ölüdeniz’in hemen arkasında sessizce uzanır. Buraya girince ilk duyduğunuz şey rüzgârın sesi olur. Çam kokusu, deniz tuzuyla aynı anda gelir. Kalabalık Ölüdeniz sahili bir anda geride kalır. Patikalar gölgeli, zemin serin ve sakindir. Bir yanda mavinin tonları, diğer yanda sık orman vardır. Kıdrak Plajı, genişliğiyle ferah bir...
Fethiye’ye ilk kez gelenlerin çoğu, sahile inince rotayı marinaya çevirir. Ama asıl “şehir tadı” biraz içeridedir. Paspatur diye bilinen Fethiye Eski Şehir, tam da bu yüzden çekicidir. Dar sokaklar bir anda sizi yavaşlatır. Eski taş duvarlar gün ışığını yumuşatır. Dükkanlardan gelen sabun ve baharat kokusu karışır. Bir köşede bakır dövülür,...