Asya Gezisi
Asya Gezisi kategorisinde, Asya kıtasının zengin kültürel mirasını, etkileyici doğal manzaralarını ve renkli şehirlerini keşfetmek için ihtiyaç duyduğunuz seyahat rehberlerini bulabilirsiniz. Uzak Doğu’nun mistik tapınaklarından Güneydoğu Asya’nın egzotik plajlarına, Orta Asya’nın bozkırlarından Hindistan’ın hareketli sokaklarına kadar Asya’nın her köşesini keşfetmek için en iyi seyahat önerilerini ve rota planlarını burada bulacaksınız. Hayalinizdeki Asya gezisini planlamak için gereken tüm bilgiler bu kategoride sizi bekliyor.
İstanbul’u yukarıdan görmek, şehri yeniden tanımak gibidir. Büyük Çamlıca Tepesi bu hissi en net yaşatır. Buraya çıktığınızda Boğaz bir anda genişler. Köprüler, vapurlar ve kıtalar aynı kadraja girer. Rüzgâr bazen sert eser, ama ferahlatır. Kalabalık aşağıda kalır, siz nefes alırsınız. Manzara değiştikçe fotoğraf isteği artar. Sonra telefon cebinize girer, gözleriniz...
Üsküdar’da bazen bir cami, sizi mimariyle yakalar. Marmara İlahiyat Camii tam olarak böyle bir yer. İlk bakışta tanıdık bir siluet görürsünüz. Yaklaştıkça detayların modern bir dil kurduğunu fark edersiniz. Kampüs içinde olmasına rağmen kapısı herkese açık hissi verir. Avluya girince şehir gürültüsü belirgin biçimde azalır. İçeri adım atınca ışığın nasıl...
Üsküdar’da bazen bir avluya girersiniz, şehir tonu değişir. Yeni Valide Külliyesi böyle bir geçiş kapısıdır. Meydanın kalabalığı dışarıda kalır, içerisi daha sakindir. Taş duvarlar sesleri yutar, adımlarınız hafifler. Bir yanda çarşı telaşı akar, öte yanda dua duyulur. Deniz kokusu rüzgârla gelir, avluda dağılıp gider. Kubbeye baktığınızda İstanbul’un katmanlarını hatırlarsınız. Burada...
Üsküdar Meydanı’na indiğiniz an deniz sizi karşılar. Sahil kalabalığı canlıdır, ama bir köşe daha sakindir. İşte o köşede Mihrimah Sultan Camii yükselir. Halk arasında çoğu kişi buraya İskele Camii der. Çünkü kıyıya, iskelelere ve vapur seslerine çok yakındır. Bir yanda martılar döner, diğer yanda dua sesi duyulur. İçeri girince taşın...
Üsküdar sahilinde yürürken deniz bir anda yaklaşır. Tam kıyıda küçük bir cami göz kırpar. Şemsi Paşa Camii, Boğaz’ın kenarında sakin durur. Dalgalar duvara vurur, içeride sessizlik büyür. Martılar çoğu zaman kubbenin çevresinde döner. Mimar Sinan’ın en zarif kıyı işlerinden biridir. Yerel halk ona Kuşkonmaz Camii de der. Çünkü kuşlar, rivayete...
İstanbul’da bazen bir cami, sadece ibadet mekânı olmaz. Şakirin Camii, Üsküdar’ın kalbinde modern bir nefes gibi durur. Kapıya yaklaşınca taşın soğukluğu değil, ışığın sıcaklığı karşılar. Dışarıdaki gündelik koşuşturma, içeride yumuşak bir sessizliğe dönüşür. Kubbeye bakınca klasik çizgilerle çağdaş ayrıntılar birlikte görünür. Cam yüzeyler, gün ışığını zarifçe dağıtır ve mekânı aydınlatır....
Sultanahmet’te yürürken bazen bir köşe sizi aniden durdurur. III. Ahmed Çeşmesi böyle bir duraktır. Mermerin üzerindeki işçilik hemen göze çarpar. Çeşmenin önünde durunca Boğaz rüzgârını hissedersiniz. Kalabalık akarken, yapı sanki zamanı yavaşlatır. Bir yandan Topkapı kapısı yükselir, diğer yanda Ayasofya yaklaşır. İstanbul’un katmanları burada üst üste biner. Fotoğraf çekmek istersiniz,...
Kuzguncuk Sahili, İstanbul Boğazı’nın en sakin kıyılarından biri. Buraya gelince adımlarınız kendiliğinden yavaşlar. Deniz kokusu, çınar gölgeleriyle karışır. Karşınızda Avrupa Yakası, yanınızda Üsküdar’ın huzuru vardır. Martı sesleri, vapur düdüklerine ince bir eşlik eder. Banklara oturanlar uzun uzun manzaraya dalar. Yürüyenler, kıyı çizgisini takip ederek düşüncelerini toplar. Fotoğraf çekenler, her açıdan...
Üsküdar’da bazı yerler vardır, kapısından girince ses azalır. Aziz Mahmut Hüdayi Camii tam böyle bir duraktır. Sokağın kalabalığı birkaç adımda geride kalır. Avluya girince daha yavaş yürümeye başlarsınız. Havadaki tütsü kokusu değil, eski taş kokusudur. Kuş sesleri, şehrin gürültüsünü bastırır. Bir köşede türbe ziyaret edenler sessizce dua eder. Başka bir...
İstanbul’u tepeden izlemek bambaşka bir keyif. Çamlıca Tepesi bu keyfin en güçlü adresi. Şehir burada bir tablo gibi açılır. Boğaz, iki kıtayı tek bakışta birleştirir. Rüzgâr yüzünüze çarpar, ama ferahlatır. Aşağıda akan trafik bile uzaklaşır. Tepede yürürken çam kokusu eşlik eder. Bir anda fotoğraf çekme isteği artar. Sonra sadece susup...
Boğaz’ın Anadolu kıyısında, vapur düdüklerinin ve martı seslerinin birbirine karıştığı Üsküdar, İstanbul’un en köklü semtlerinden biridir. Adını Bizans dönemindeki Skutarion’dan alan bu sahil ilçesi, yüzyıllar boyunca Anadolu’dan gelen kervanların şehre açılan kapısı olmuş, bu nedenle camileri, çeşmeleri ve külliyeleriyle adeta bir açık hava müzesine dönüşmüştür. Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan zarif...
İstanbul’un siluetine yeni bir imza eklendi. Bu imza, Çamlıca Tepesi’nde yükseliyor. Daha uzaktan bile fark edilen bir heybeti var. Yaklaştıkça detayları yavaş yavaş açılıyor. Klasik cami çizgilerini taşıyor, ama tamamen bugünün diliyle konuşuyor. Avluya girdiğinizde şehir sesi geride kalıyor. Rüzgâr, tepeden gelen ferahlığı getiriyor. Kubbenin altında durunca insan ister istemez...
Hanoi’de bazen bir müzeye girersiniz ve tek bir şehirden çıkıp koca bir ülkeye yayılırsınız. Vietnam Etnoloji Müzesi tam da böyle hissettirir. Kapıdan içeri adım atınca metinler, renkler ve desenler karşılar. Kıyafetler, takılar ve günlük eşyalar çok “yaşanmış” görünür. Sanki vitrinin arkasından bir aile sofrası kokusu gelir. Mekân, sadece bilgi vermekle...
Hanoi’yi ilk kez gezenlerin çoğu bir noktada Hoan Kiem Gölü’ne çıkar. Çünkü şehir, doğal olarak sizi buraya doğru iter. Sokaklar daralır, gürültü azalır, ağaçlar çoğalır. Bir anda suyun kenarında yürürken bulursunuz kendinizi. Göl, Hanoi’nin kalbi gibi çalışır, gece gündüz canlı kalır. Sabahları spor yapanlar, öğleden sonra kahve arayanlar burada buluşur....
Hanoi’de bazı yerler vardır, insanı koşuşturmanın içinden çekip alır. Edebiyat Tapınağı da tam olarak böyle bir duraktır. Kapıdan içeri girince motor sesleri geride kalır. Ağaçların gölgesi taş avlulara serinlik verir. Şehrin nemli havasında bile burada nefes genişler. Her adımda bir kapı daha geçersiniz, sanki zaman katman değiştirir. Kırmızı sütunlar, yeşil...
Hanoi sokakları genelde gürültülü ve hızlıdır. Hoa Lo Hapishanesi ise başka türlü. Kapıdan girince sesler azalır, nefes yavaşlar. Sarı duvarların ardında ağır bir hikâye saklıdır. Burayı gezerken şehir bir anda uzaklaşır. Koridorlar dar, ışıklar loştur. Demir kelepçeler, taş zeminle soğuk bir bağ kurar. Müze diliyle anlatılan acı, yine de gerçek...
Hanoi, Vietnam’ın yalnızca başkenti değil; dar sokakları, göl çevresindeki yürüyüş rotaları, tapınakları, müzeleri, pazarları ve Fransız kolonyal mimarisinden kalan izleriyle çok katmanlı bir gezi deneyimi sunan canlı bir şehir. İlk bakışta motosiklet trafiği, kalabalık sokaklar ve bitmeyen şehir hareketi öne çıksa da Hanoi’yi özel yapan şey tam olarak bu enerjinin...
Ho Chi Minh City’de bazı yerler vardır, insanın içini sessizce ağırlaştırır. Savaş Kalıntıları Müzesi bu yerlerin başında gelir. Kapıdan girince sesler azalır, düşünceler artar. Sergiler bağırmaz, ama uzun süre konuşur. Duvarlarda tarih değil, insan hikâyesi görürsünüz. Bazı fotoğraflar gözünüzden önce kalbinize dokunur. Bahçedeki büyük araçlar, ölçüyü hemen değiştirir. İçeri geçince...